WibeForum.Com  




Nurullah Genç / Söyle Bana Hindiba

Şairler


Like Tree2Beğeniler
  • 2 Gönderen HayaL`MeyaL

Yeni konu aç Konuyu yanıtla
 
Seçenekler Stil
Alt 22 Kasım 2025, 00:05   #1
Rep Puanı: 71
Rep Derecesi: HayaL`MeyaL
Standart Nurullah Genç / Söyle Bana Hindiba

Nurullah Genç / Söyle Bana Hindiba
Www.WibeForum.Com



Hepimizin içinde zaman zaman sessiz bir sızı olur Soramadığımız sorular, gecikmiş itiraflar, içten içe konuştuğumuz bir yalnızlık… İşte Nurullah Genç’in Söyle Bana Hindiba şiiri tam da bu duyguların zarif bir tercümesi. Şair, mütevazı bir çiçeğe hindibaya seslenirken aslında kendi içimizdeki o incinmiş tarafla konuşuyor. Masumiyetiyle bilinen bu narin çiçek, şiirde bir dost, bir sırdaş, bir ayna gibi… Dertlerin yükünü taşıyan, ama yine de sessiz kalan bir tanık. Şiirin her dizesinde, zamana küçük bir sitem, hayata hafif bir kırılganlık, ama hepsinin içinde huzurlu bir kabulleniş var. Belki de hepimizin söylemek istediği ama kelimelere dökemediği bir fısıltı. Söyle bana Hindiba… İnsan neye geç kalır?
Nurullah Genç, yine en sade haliyle en derin duygulara dokunuyor.
Ve biz, bu şiiri dinlerken belki kendi içimizdeki sessiz çiçeğe bir selam gönderiyoruz...

Nurullah Genç / Söyle Bana Hindiba
Kartallar uçar mı bir harâbeden
prülerden benim yârim geçer mi
Sen neden bu kadar güzelsin, bilmem
Taşırsın yeryüzüne ebedî tohumları
Ben ise kuruyacak bir suyun mahkûmuyum
Avuçlayıp öpüyorum kumları
Bir karadelikten bakarken hayat
Meydan okuyanlar kim bu serâba
Söyle bana hindiba

Sen nasıl bu kadar ceylan koşması
Sen nasıl bu kadar yollar aşması
Sen nasıl bu kadar güneşe meftun
Sen nasıl bu kadar sahra çeşmesi

Ben rüzgâr değilim, dokunmam çiçeklere
Ben kara parmaklı insan değilim
Kirpik uçlarımdan kayar yıldızlar
Bilemezsin, hayal akşamlarında
Renklerini kuşatan
Damıtılmış gözyaşıdır ömrümün

Ben boşluğa üfleyen cellat değilim
Karayele verdim ayaklarımı
Söyle bana, eceli kim tutar perçeminden
Hangi ölü bilmez nereye gittiğini
Sen miydin o mehpâre, o memnû, o dilruba
Söyle bana hindiba

Sen nasıl bu kadar bulut gülmesi
Sen nasıl bu kadar bıldırcın sesi
Sen nasıl bu kadar pencere önü
Sen nasıl bu kadar gök gürlemesi

Ben kaptan değilim, anlamam gemileri
Gizli bir ummanın gelgitlerinden
İniltiler vurur sahillerime
Deniz feneri değilim

Önce yürü bu vefasız ülkeden
Sonra uzan bir tenhaya, sessiz ol
Gelip geçsin üzerinden turnalar
Düşün, sesler neden bulur sesleri
Kelâm kimin damarlarında kandır
Harflerini senden alan merhaba
Hangi demin âteşidir içimde
Söyle bana hindiba

Sen nasıl bu kadar gönül hanesi
Sen nasıl bu kadar yâr divanesi
Sen nasıl bu kadar çerağı ömür
Sen nasıl bu kadar inci tanesi

Ben korku değilim kapı aralarında
Pencerenin infilâkı değilim
Gölgeleri yüzlerinden tanırım
Bir resim bir ressamı ağlatır bir yerlerde
Bir eşya bir hamalı
Ben hâlâ öğütülen anılarıma değil
Değirmene inanırım
Bu derin aldanış kimden kalmadır
Bu uzaklık, bu diba
Söyle bana hindiba

Sen nasıl bu kadar kelâmın hası
Sen nasıl bu kadar şiir bohçası
Sen nasıl bu kadar esrarlı bir mum
Sen nasıl bu kadar rüya bahçesi

Ben bir kervan muamması değilim
Çekinmem yolların kıvrımlarından
Ellerim ışıldar alacakaranlıkta
Saklambaçlar ortasındadır evim
Kışın kartopudur adını anmak
Döner döner yüreğimde, dağ olur
Yazın güneş yanığıdır düşlerim
Sonbahar ruhumu bekleyen oba
Söyle bana hindiba

Sen nasıl bu kadar sevda hecesi
Sen nasıl bu kadar hayal incesi
Sen nasıl bu kadar mutluluk çağı
Sen nasıl bu kadar tarih öncesi

SaKa ve EfRaSiYaB bunu beğendi.
 
Alıntı Yap
Konuyu yanıtla

Yer İmleri


Konuyu Okuyanlar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 



Şu Anki Saat: 18:55