![]() |
| | #1 |
| Rep Puanı: 71 Rep Derecesi: ![]() | Sezai Karakoç / Liliyar Www.WibeForum.Com Her şiiri, şarkıyı özel kılan içerisinde gizlediği yaşanmışlıklardır. Usta bir şair yaşamış olduğu acıyı, sevinci, hüznü, aşkı, hayal kırıklığını ve daha pek çok duyguyu kelimelere büyük bir ustalıkla ilmek ilmek işler. Bizler de okurken o kelimelerin içerisindeki anlamlara kapılıp gideriz. Bu esnada da büyük bir merak kaplar içimizi; acaba nedir bir şaire bu şiiri yazdıran sebep? Unutulmaz bir aşk mı? Güzel bir kadın mı? Hiç gerçekleşmeyecek hayaller mi? Yoksa ilahi bir aşk mı? Ne oldu şair bir anda ilhama geldi? Bütün bu kelimeleri bir araya getirip böylesine güzel raks ettirmesini sağlayan yoğun duygular neydi acaba? Liliyar... Bu şiiri üstadın kaleme alma nedeni Amerikan yapımı bir film. Filmin adı*“Karneval Kızı”*1953 yapımı.* Yönetmenliğini Charles Walters'in yaptığı ve başrollerinde Leslie Caron, Mel Ferrer, Jean Perre Aumont'un oynadığı "Lili" adlı film kaynaklık etmiştir. filmin başkahramanı olan Lili; on altı yaşında temiz kalpli, saf, insanlara sonsuz güveni olan biri. Filmin başkahramanlarından olan pool'un tanımıyla "o küçük bir çan gibidir. Nasıl vurursanız vurun o saf bir ses verir." Babasını kaybettikten sonra şehre bir tanıdıklarını yanına çalşmaya gelen Lili, onun da öldüğünü duyunca çaresiz bir şekilde kalacak bir yer ve iş arar. Bu sırada bulunduğu şehirde de bir sirk kurulmuştur. Bu sirkte çalışan sihirbaz Marcus'la tanışır ve onun aracılığıyla burada garson olarak işe başlar. Marcus'un gösterilerini büyük bir hayranlıkla izlemekten görevini yerine getirmeyen Lili"nin, daha ilk akşamdan işine son verilir Lili bu arada gönlünü de sihirbaz marcus'a kaptırmıştır. Lili Marcus'u severken sirkte kukla oynatan Pool da Liliye aşık olmuştur. Fakat Lili bunun farkında değildir. Pool kaba ve sert biri olarak görür. Pool çok iyi bir dansçıyken savaşta sakatlandığı için sirkte kukla oynatmaya mecbur kalır. Bunu bir türlü kabullenemez Pool ve özünde çok iyi biri olmasına rağmen sert mizaçlı, kaba biri olarak tanınır çevresinde. Lili işten atılınca ortada kalır. Gidecek bir yeri de yoktur. Tüm umutları tükenen Lili intihar etmeye karar verir. Tam o sırada perdenin arkasından havuç kafalı kukla çıkar ve Lili"yi yanına çağırır. Kuklayı oynatan Pool'dur. Lili ile kukla sohbete başlarlar. Bir insanla cansız bir kuklanın konuşmaları sirktekilerin de ilgisini çeker ve Lili'yi tekrar işe alırlar. Her akşam bu gösteri tekrarlanır. İzleyiciler de yoğun ilgi gösterirler bu farklı gösteriye. Lili'nin belki de en çok mutlu eden zamanlar kuklalarıyla konuştuğu anlardır. Şiir ise şöyle: Liliyar Bu kuklaların kukla olmadığı besbelli Ne söyledilerse tıpıtıpına gerçek besbelli Altın saçlarını yana atışı yok mu Lilinin Lilinin yağdan kıl çekercesine inanışı Lilinin yağdan kıl çekercesine yaşayışı yok mu Kuklalar titremesin ne yapsın Kuklaların kukla olmadığı besbelli Lilinin çekip gideceği besbelli Lilinin dönüp geleceği besbelli Ekmek ha bakkalın olmuş ha Cabaret de Paris’nin Sen herhangi bir ekmek yiyeceksin işte Lili Ekmek ne kadar Allahınsa Lili de o kadar Allahın Lili Yüzün ruhun kadar aydınlık ya Lili Gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya Lili Anladın ya kutunun içinden çıkan mendil Olamaz Üsküdardan geçeriken bulduğun mendil Bizi bırakıp nereye gidiyorsun Lili Demek bizi bırakıp gidiyorsun Lili Sen daima güzeller güzelini bulursun Lili Sen istesen de taş yürekli olamazsın Sen daima güzeller güzeli olursun Lili Demek gideceksin arkana dönüp bakmayacaksın Hangi kuş hangi şafakta ölecek görmeyeceksin Öyleyse al bu kürkü bu veda kürkünü Lili Tüyleri şiirler olan bu mahcup kürkü Sen daima Sultanlar Sultanı olursun Lili Demek sen gidiyorsun Lili Bizi öpmeden mi gideceksin Lili Lilinin güneşin altında duruşu yok mu Perdeleri sıyırıp çirkin adamı burnundan yakalayışı yok mu Eline bavulunu alışı yollara koyuluşu yok mu Çirkin adamın güzel adam oluşu yok mu Yaklaşıp onu saçlarından yakalayışı Uzaklaşıp yollarda yol oluşu yok mu Lilinin bir tavşan gibi koşuşu Keklik gibi dönüp bakışı ve yıldırım gibi koşuşu yok mu Adam da tam o zaman kapıdan çıkmaz mı dışarı Lilinin adamın boynuna çocukça ve çılgınca atılışı yok mu Ben konuşmasını bilmem Lili” Sezai Karakoç ''Ben konuşmasını bilmem Lili'' diye bitirmiş şair ve muhteşem dizelerin sonunda söylemiş bu cümleyi. Kim bilir belki de bu filmde kendi kavuşamadığı sevgisinin bir yansımasını gördü şair. Lili, Muazzez Akkaya’ydı, beğenilmeyip istenmeyen kuklacı kendisi, Lili’ye ulaşmasına vasıta olan kuklalar ise şiirleri… Artık onun dünya sürgünü bitti, bizler ise sürgünde olduğumuzun hiç farkında olmadan yaşamaya devam ediyoruz. Ruhu şad olsun…. |
| | Alıntı Yap |
| Yer İmleri |
| Konuyu Okuyanlar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| |