WibeForum.Com  




Sezai Karakoç / Liliyar

Şairler


Like Tree1Beğeniler
  • 1 Gönderen HayaL`MeyaL

 
 
Seçenekler Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
Alt 17 Kasım 2025, 20:19   #1
Rep Puanı: 71
Rep Derecesi: HayaL`MeyaL
Standart Sezai Karakoç / Liliyar

Sezai Karakoç / Liliyar
Www.WibeForum.Com



Her şiiri, şarkıyı özel kılan içerisinde gizlediği yaşanmışlıklardır. Usta bir şair yaşamış olduğu acıyı, sevinci, hüznü, aşkı, hayal kırıklığını ve daha pek çok duyguyu kelimelere büyük bir ustalıkla ilmek ilmek işler. Bizler de okurken o kelimelerin içerisindeki anlamlara kapılıp gideriz. Bu esnada da büyük bir merak kaplar içimizi; acaba nedir bir şaire bu şiiri yazdıran sebep? Unutulmaz bir aşk mı? Güzel bir kadın mı? Hiç gerçekleşmeyecek hayaller mi? Yoksa ilahi bir aşk mı? Ne oldu şair bir anda ilhama geldi? Bütün bu kelimeleri bir araya getirip böylesine güzel raks ettirmesini sağlayan yoğun duygular neydi acaba?
Liliyar... Bu şiiri üstadın kaleme alma nedeni Amerikan yapımı bir film. Filmin adı*“Karneval Kızı”*1953 yapımı.*
Yönetmenliğini Charles Walters'in yaptığı ve başrollerinde Leslie Caron, Mel Ferrer, Jean Perre Aumont'un oynadığı "Lili" adlı film kaynaklık etmiştir.
filmin başkahramanı olan Lili; on altı yaşında temiz kalpli, saf, insanlara sonsuz güveni olan biri. Filmin başkahramanlarından olan pool'un tanımıyla "o küçük bir çan gibidir. Nasıl vurursanız vurun o saf bir ses verir." Babasını kaybettikten sonra şehre bir tanıdıklarını yanına çalşmaya gelen Lili, onun da öldüğünü duyunca çaresiz bir şekilde kalacak bir yer ve iş arar. Bu sırada bulunduğu şehirde de bir sirk kurulmuştur. Bu sirkte çalışan sihirbaz Marcus'la tanışır ve onun aracılığıyla burada garson olarak işe başlar. Marcus'un gösterilerini büyük bir hayranlıkla izlemekten görevini yerine getirmeyen Lili"nin, daha ilk akşamdan işine son verilir Lili bu arada gönlünü de sihirbaz marcus'a kaptırmıştır. Lili Marcus'u severken sirkte kukla oynatan Pool da Liliye aşık olmuştur. Fakat Lili bunun farkında değildir. Pool kaba ve sert biri olarak görür. Pool çok iyi bir dansçıyken savaşta sakatlandığı için sirkte kukla oynatmaya mecbur kalır. Bunu bir türlü kabullenemez Pool ve özünde çok iyi biri olmasına rağmen sert mizaçlı, kaba biri olarak tanınır çevresinde.
Lili işten atılınca ortada kalır. Gidecek bir yeri de yoktur. Tüm umutları tükenen Lili intihar etmeye karar verir. Tam o sırada perdenin arkasından havuç kafalı kukla çıkar ve Lili"yi yanına çağırır. Kuklayı oynatan Pool'dur. Lili ile kukla sohbete başlarlar. Bir insanla cansız bir kuklanın konuşmaları sirktekilerin de ilgisini çeker ve Lili'yi tekrar işe alırlar. Her akşam bu gösteri tekrarlanır. İzleyiciler de yoğun ilgi gösterirler bu farklı gösteriye. Lili'nin belki de en çok mutlu eden zamanlar kuklalarıyla konuştuğu anlardır.
Şiir ise şöyle:
Liliyar
Bu kuklaların kukla olmadığı besbelli
Ne söyledilerse tıpıtıpına gerçek besbelli
Altın saçlarını yana atışı yok mu Lilinin
Lilinin yağdan kıl çekercesine inanışı
Lilinin yağdan kıl çekercesine yaşayışı yok mu
Kuklalar titremesin ne yapsın
Kuklaların kukla olmadığı besbelli
Lilinin çekip gideceği besbelli
Lilinin dönüp geleceği besbelli
Ekmek ha bakkalın olmuş ha Cabaret de Paris’nin
Sen herhangi bir ekmek yiyeceksin işte Lili
Ekmek ne kadar Allahınsa Lili de o kadar Allahın Lili
Yüzün ruhun kadar aydınlık ya Lili
Gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya Lili
Anladın ya kutunun içinden çıkan mendil
Olamaz Üsküdardan geçeriken bulduğun mendil
Bizi bırakıp nereye gidiyorsun Lili
Demek bizi bırakıp gidiyorsun Lili
Sen daima güzeller güzelini bulursun Lili
Sen istesen de taş yürekli olamazsın
Sen daima güzeller güzeli olursun Lili
Demek gideceksin arkana dönüp bakmayacaksın
Hangi kuş hangi şafakta ölecek görmeyeceksin
Öyleyse al bu kürkü bu veda kürkünü Lili
Tüyleri şiirler olan bu mahcup kürkü
Sen daima Sultanlar Sultanı olursun Lili
Demek sen gidiyorsun Lili
Bizi öpmeden mi gideceksin Lili
Lilinin güneşin altında duruşu yok mu
Perdeleri sıyırıp çirkin adamı burnundan yakalayışı yok mu
Eline bavulunu alışı yollara koyuluşu yok mu
Çirkin adamın güzel adam oluşu yok mu
Yaklaşıp onu saçlarından yakalayışı
Uzaklaşıp yollarda yol oluşu yok mu
Lilinin bir tavşan gibi koşuşu
Keklik gibi dönüp bakışı ve yıldırım gibi koşuşu yok mu
Adam da tam o zaman kapıdan çıkmaz mı dışarı
Lilinin adamın boynuna çocukça ve çılgınca atılışı yok mu
Ben konuşmasını bilmem Lili”
Sezai Karakoç


''Ben konuşmasını bilmem Lili'' diye bitirmiş şair ve muhteşem dizelerin sonunda söylemiş bu cümleyi. Kim bilir belki de bu filmde kendi kavuşamadığı sevgisinin bir yansımasını gördü şair. Lili, Muazzez Akkaya’ydı, beğenilmeyip istenmeyen kuklacı kendisi, Lili’ye ulaşmasına vasıta olan kuklalar ise şiirleri…
Artık onun dünya sürgünü bitti, bizler ise sürgünde olduğumuzun hiç farkında olmadan yaşamaya devam ediyoruz. Ruhu şad olsun….

SaKa bunu beğendi.
 
Alıntı Yap
 

Yer İmleri


Konuyu Okuyanlar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 



Şu Anki Saat: 18:55