WibeForum.Com  




Kulak Burun Boğaz Bilgiler

Kulak Burun Boğaz


Yeni konu aç Konuyu yanıtla
 
Seçenekler Stil
Alt 06 Mart 2026, 00:17   #41
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi: KraL
Standart

"İşitme siniri, iç kulak ile beyin arasında çok dar bir kemik kanaldan geçer" demiştik. Bu sebeple, sinirde oluşabilecek en ufak bir şişlik, baskı yaratır. Aynı kanaldan yüz siniri ve denge siniri de geçtiği için, denge bozuklukları ve yüz kaslarında da bozukluklar görülebilir.

İşitme yolu üzerinde bulunan damarlardan herhangi birinin yırtılması veya spazmı, dolaşım bozukluğuna yol açar. Bu yüzden işitme kaybının eşlik ettiği veya etmediği, ani bir çınlama olabilir. Şayet kan pıhtısı küçük ise, bir hasar bırakmadan iyileşebilir. Olay, basınçtan dolayı gerçekleştiği için, sadece bir tarafta olur, aynı tarafta olması yine aynı veya karşı tarafta tekrarlayacak anlamına gelmez.

Beyin Çınlaması: Sinir yollarının, beyine girdiği, içinde ilerlediği ve belli merkezlerde toplandığını anlatmıştık. Buralardan herhangi birinde şişlik, dolaşım bozukluğu gelişirse, başta uğultu hissedilebilir. Çoğunlukla tek tarafta hissedilirler ve hekimin, hastalığın yerini tayin etmesine yardımcı olacak diğer hastalık belirtileri de eşlik ederler.

İşitme Bozukluğu: Çınlama, işitme bozukluğu ile beraber olabilir veya olmayabilir. Çınlamanın sebeplerini düşündüğünüzde, işitmenin de aynı anda niçin bozulabileceğini anlamanız kolaylaşır. Çınlama ile işitme azlığı aynı anda varsa, bu, hastalığın daha ciddi veya iyileşmesinin daha zor olduğu anlamına gelmez. Çınlaması olan birçok kimse, ileride sağır olacağından korkar. Bu, gereksiz bir korkudur. İşitme bozukluğu olanların çoğunda çınlama yoktur.

Tedavi: Şayet muayene ve tetkikler sonucu bir hastalık teşhis edlirse ona yönelik tedavi uygulanır. Sebep bulunamayan kişilerde aşağıdaki öneriler fayda sağlar:

1-Gerginlik ve endişeden uzak olmak için elinizden gelen çabayı harcayın, çünkü stres, hâlen uyarılmış olan sinirleri daha çok etkiler.

2-Kendinizi yormayın ve mutlaka dinlenmeye vakit ayırın.

3-Sinir uyarıcılardan uzak durulmalıdır. Fazla miktarda çay, kahve ve sigaradan kaçınılmalıdır.

4-Mümkün olduğu kadar çabuk, baştaki uğultunun can sıkıcı bir şikayet olduğu gerçeğini öğrenin ve onu tamamen gözardı etmeye çalışın.

5-Çınlamanız, sağırlığa, aklınızı kaybetmenize veya ölümünüze yol açmayacaktır, bundan dolayı hemen bu korkutucu düşünceleri bırakın.

6-Çınlama, çoğunlukla kişi emekli olduğu ve etrafı sessizleştiği zaman daha fazla farkedilir. Odada ses çıkartan bir saat veya otomatik olarak bir süre sonra kapanan radyo bulunması, çınlamayı bastırarak, uyumanıza yardımcı olabilir.

7-Birkaç yastıkta başınız yukarıda yatarsanız, kandaki göllenme daha az olacağı için çınlamanızda azalma olabilir.

8-Sakinleştirici ilaçlar, geçici bir süre kullanılmak şartıyla rahatlama sağlayabilirler.

Sonuç: İşitme, insan vücudunun en hassas ve uyarılması kolay bir mekanizmasıdır. Sinir sistemi ile direkt olarak ilişkili olduğu için, gerginlik, endişe gibi duygularla sıkı bağlantılıdır.

Çınlama veya baştaki uğultunun başarılı tedavi edilebilmesi için, hastanın, bu rahatsızlığın mekanizmasını tam olarak anlaması gerekir.

Sersemlik Hâli ve Baş Dönmesi

Sersemlik Hâli Nedir? Bazı kişiler, denge sorunlarını, "kendilerini sersem hissetme, ayakta duramama, terelelli" gibi kelimelerle ifade ederler. Dönme veya ivmelenme hissi olmadan, kendini dengesiz, güvensiz hissetme, bazen iç kulak probleminden kaynaklanır.

Baş Dönmesi Nedir? Kişiler, kendilerinin veya çevrelerinin döndüğünü söylerler. Baş dönmesi, sıklıkla bir iç kulak probleminden kaynaklanır.

Denge Anatomisi: Baş dönmesi ve sersemlik hissi, denge sistemleri ile ilgilidir. Bu sistemle kişi, vücudunun hangi yönde olduğunun, nereye dönük olduğunun, ne tarafa doğru hareket ettiğinin veya döndüğünün bilincinde olur.

Denge hissiniz aşağıdaki sistemlerin karışık bir ilişkisi sonucu gerçekleşir:

1-İç kulaklar (labirent), hareketin yönünü belirler; dönme, ön-arka, yan-yan, yukarı aşağı gibi.

2-Gözler, vücudun boşlukta nerede olduğunu (ayakta, ters dönmüş gibi) ve hareketin yönünü görür.

3-Doku alıcıları, eklem ve omurga gibi organlarda bulunur, vücudun hangi bölgesinin yere değdiğini algılar.

4-Kas ve eklem his alıcıları, vücudun hangi kısımlarının hareket ettiğini algılar.

5-Merkezi sinir sistemi (beyin ve omurilik), diğer dört sistemden gelen bütün bulguları değerlendirerek, aradaki ilişkiyi sağlar.

Merkezi sinir sistemi, bu dört sistemden karışık veriler aldığı zaman, kişi, sersemlik veya baş dönmesi hisseder.

Fırtına esnasında uçakta bulunduğunuzu ve uçağınızın hava boşluğuna girdiğini farzedin. Siz, sadece uçağın içini gördüğünüz için, uçak dışındaki bu fırtınayı göremezsiniz. Bu durum, beyin algılarınızın karışmasına yol açar ve sizde "uçak tutması" görülebilir.

Aynı şekilde yolda giden bir arabanın arka koltuğunda oturduğunuzu ve kitap okuduğunuzu farzedin. İç kulağınız ve his algılayıcılarınız bunu algıladığı halde gözleriniz sadece kitabı görmekte olduğundan, sizde de "araba tutması" görülebilir.

Gerçek bir hastalık örneğini verelim. Bir kafa travması veya kulak iltihabından dolayı, tek taraflı iç kulağınızın etkilendiğini farzedin. Etkilenen iç kulak, diğer kulak gibi mesajları sağlıklı olarak beyine iletemez. Bu durumda beyninizin, deyim yerindeyse "aklı karışır" ve baş dönmesi, bulantı hissedebilirsiniz.

İçerik gizlenmiştir.

İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.
Giriş Yap Kayıt Ol

 
Alıntı Yap
Alt 06 Mart 2026, 00:18   #42
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi: KraL
Standart Yanıt: Kulak Burun Boğaz Bilgiler

Hangi Tıbbi Rahatsızlıklar Başta Sersemlik Hissi Yaratır?

1-Kan Dolaşımı: Dolaşım bozuklukları, sersemlik yaratan rahatsızlıkların başında gelir. Beyninize yeteri derecede kan gelmezse kendinizi sersem gibi hissedersiniz. Hemen hemen herkes, otururken veya yatarken ani şekilde ayağa kalktığında bunu hissetmiştir. Fakat bazı kimseler, sürekli olan rahatsızlıklarının yol açtığı dolaşım bozukluğuna sahiptirler. Yüksek kan basıncı, şeker hastalığı veya yüksek kan kolesterol düzeyi olan kişilerde, damar sertliği sık olarak görülür. Kalp yetmezliği veya kan düşüklüğü olan kişilerde de bazen görülebilir.

Nikotin, kafein gibi bazı uyarıcılar ve ilaçlar, beyin kan akımını azaltır. Diyetteki aşırı tuz da dolaşım azlığına yol açar. Psikolojik stres, gerginlik ve endişe gibi durumlar da, damarlarda spazm yaratarak, dolaşım bozukluğuna yol açar.

Şayet iç kulak beslenmesinde bir problem olursa, daha belirgin olan "baş dönmesi" hissi ortaya çıkar. İç kulak, dolaşım bozukluklarına karşı çok hassastır ve beyinde olan dolaşım bozukluklarından da direkt olarak etkilenir.

2-Travma: İç kulağı etkileyen kafatası kırığı, belirgin ve dayanılması zor baş dönmesi ile işitme kaybı oluşturur. Sersemlik haftalar sürer; zamanla sağlam taraf, iç kulak görevlerinin hepsini üstlenirken şikayetler hafifler.

3-İltihap: Basit nezle ve gribe yol açan virüsler, iç kulağı ve beyine giden sinirleri etkileyebilir. Bu, baş dönmesine yol açar, fakat işitme çoğunlukla normal kalır. Mamafih, orta kulak iltihabına yol açan bakteri, iç kulağı tutarsa, hem ileri derecede işitme kaybına hem de baş dönmesine yol açar. Sersemlik hissinin şiddeti ve süresi, kafatası kırıklarında olduğu gibidir.

4-Alerji: Alerjik oldukları yiyecek veya toz, mantar, çiçek poleni gibi maddelerle karşılaşan bazı kişilerde, sersemlik hâli veya baş dönmesi olabilir.

5-Nörolojik Hastalıklar: Multipl skleroz, frengi, tümör gibi sinirleri etkileyen hastalıklar, denge bozukluklarına yol açabilirler. Nadir görülmelerine rağmen, doktorunuz, sizi muayene ederken bunları da düşünür.

Sersemlik Hissi İçin Hekim Ne Yapabilir? Hekim, sizin sersemlik hissinden ne kasdettiğinizi, ne kadar zamandır olduğunu, size ne gibi bir problem yarattığını, ne kadar sürdüğünü, bulantı veya kusma ile birlikte olup olmadığını soracaktır. Bu hissi başlatan ortamlar sorulabilir. Genel sağlığınız, kullandığınız ilaçlar, kafa travmaları, son zamanlarda geçirdiğiniz iltihaplar ve kulağınız ile sinir sisteminiz hakkındaki diğer sorular size sorulacaktır.

Hekiminiz, kulak, burun ve boğazınızı muayene edecek, sinir ve denge fonksiyonları ile ilgili testler yapacaktır. Bazı vak'alarda, hekiminiz, kafa filmleri, bilgisayarlı, manyetik rezonanslı filmler, kulağa sıcak ve soğuk havanın verildiği denge testleri isteyebilir. Yine gerek görülen vak'alarda, kan testleri ve kalp muayenesi yapılabilir.

Bütün hastalar, bu testlerin hepsine ihtiyaç göstermez. Kişinin bulgularına göre, buna hekim karar verir. Aynı şekilde hekiminizin tedavisi, teşhis edilen hastalığa dayanacaktır.

Sersemlik Hissini Nasıl Azaltabilirsiniz?

1-Yatarken birden ayağa kalkmak gibi ani hareketlerden kaçının.

2-Aşırı baş hareketlerinden kaçının.

3-Nikotin (sigara, püro...), kafein ve tuz gibi, kan dolaşımını engelleyen maddelerden kaçının veya azaltın. Alkol kullanmayın.

4-Sersemlik hissinizi başlatan, stres, gerginlik gibi durumlardan ve alerjik olduğunuz maddelerden mümkün olduğunca uzak durun.

5-Sersemlik hâliniz varken, araba veya makine kullanmak, merdiven tırmanmak gibi tehlikeli olabilecek işlerden kaçının.

Yapılabilecek Egzersizler:

Yatakta uygulanabilecek egzersizler:

Göz hareketleri: Başlangıçta yavaş yavaş başlanmalı, sonra hız arttırılmalıdır. *Gözlerinizi, yukarı ve aşağı hareket ettiriniz. *Gözlerinizi, bir yandan, öteki yana hareket ettiriniz. *Gözünüzün karşısında tuttuğunuz parmağınızı yüzünüze yaklaştırıp uzaklaştırırken (30-90cm arasında), gözlerinizi bu parmak ucunda odaklaştırınız.

Baş Hareketleri: Başlangıçta yavaş yavaş ve gözler açık olarak başlanmalı, daha sonra hız giderek arttırılmalı ve en son olarak da gözler kapalıyken yapılmalıdır. *Başınızı öne ve arkaya eğiniz. *Başınızı bir yandan öteki yana çeviriniz.

Oturur durumda uygulanabilecek egzersizler:

*Omuzlarınızı silkeleyiniz ve omuz başlarınıza daireler çizdiriniz. *Yere doğru eğilerek yerdeki bir cismi yakalamaya çalışınız.

Ayakta dururken yapılabilecek egzersizler:

*Gözler açık ve kapalıyken, oturup kalkınız. *Göz hizasında ufak bir topu elden ele atarak yakalamaya çalışınız. *Diz hizasında ufak bir topu elden ele atarak yakalamaya çalışınız. *Yere çömelip, doğrulunuz. Daha sonra, kendi çevrenizde tam bir tur atınız.

Hareket halindeyken yapılabilecek egzersizler:

*Önce gözler açıkken, daha sonra kapalıyken oda içinde dolaşınız. *Önce gözler açıkken, daha sonra kapalıyken bir yokuş inip, çıkınız. *Önce gözler açıkken, daha sonra kapalıyken bir merdivene inip, çıkınız. *Eğilme ve gerilere hedef alma hareketlerini içeren basketbol veya bowling gibi herhangi bir oyunu oynayınız.

Baş Dönmesine Yol Açan En Sık Kulak Hastalıkları

Meniere's Hastalığı

İç kulakta bulunan sıvının dengelenmesi, ayarlanması ile ilgili bir problemdir. Hastalığın gerçek sebebi bilinmemektedir.

İç kulak, işitme ve denge ile ilgilidir ve içi sıvı dolu bir kapsülden oluşmuştur. Meniere's hastalığında, bu sıvının basıncı artar. Artan basınç, kulak çınlamasına, kulakta tıkanıklık hissine, işitmede azalmaya ve baş dönmesi hissine yol açar.

Hastalık, baş dönmesi, işitmede dalgalanmalar ve kulak çınlaması ile karakterizedir. Bulantı, kusma, denge kaybı, terleme ve ishal eşlik edebilir.

Ataklar, çoğunlukla ani başlangıçlıdır ve süreleri, 20 dakika ile 24 saat arasında değişebilir. Birçok vak'ada, ataklar, arka arkaya gelir. Haftalar süren, sık tekrarlayan ataklar olur ve yine haftalar, aylar süren normale dönüş görülür. İşitme kaybı, işitme sinirinde oluşan hasardan dolayıdır. Hastalığın ilk evrelerinde, işitme kaybı, ataklar esnasında görülür, daha sonra normale döner. Hastalık ilerledikçe, işitme sinirinin düzelme kabiliyeti azalır ve sürekli işitme kayıpları oluşur.

Nadiren, işitme kaybı, kulak basıncı veya çınlama olmadan, sadece aralıklı olarak baş dönmesi görülebilir. Aynı şekilde, baş dönmesi olmadan, aralıklı olarak işitme kaybı, kulak basıncı, çınlama olabilir.

Meniere's hastalığı, genellikle tek kulakta görülür ama iki kulak da tutulmuş olabilir.

İlaç tedavisi: İlaç tedavisinin amacı, iç kulaktaki sıvı basıncını azaltmaya yöneliktir. Bu, az tuzlu yiyerek ve idrar söktürücü ilaçlar kullanarak sağlanır.

Tuz, suyun vücutta kalmasına sebep olur, bu yüzden, tuz kısıtlaması yapılır. İdrar söktürücüler de aynı amaçla kullanılırlar. Bu tedavi, hastalığı kontrol altına almak amacıyla aylar, hatta yıllar boyu kullanılabilir.

Denge sistemini baskılayıcı ilaçlar da tedaviye eklenebilir. Temelde bu ilaçlar beyinin, kulaktan gelen anormal uyarıları dikkate almamasını sağlarlar.

Cerrahi tedavi: Cerrahi tedavi, ilaç tedavisinin başarılı olmadığı ve şiddetli baş dönmesinin bulunduğu durumlarda yapılır. İşitmeyi korumak için bütün gayret sarfedilir; bu yüzden operasyonun tipi, kulaktaki işitmenin ne kadar kaybolduğuna bağlıdır. Operasyondan sonra, işitmenin azalması mümkün olmasına rağmen, genellikle aynı kalır. Çınlama daha iyi olabilir veya aynı kalabilir.

Operasyonun tipine bağlı olarak, baş dönmesinin mükemmel tedavisi mümkündür. Baş dönmesi atakları yarım ile bir sene kadar sersemlik şeklinde ortaya çıkabilir, daha sonra beyin ve diğer kulak görevi üstlenince, bu durum da geçer.

İçerik gizlenmiştir.

İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.
Giriş Yap Kayıt Ol

 
Alıntı Yap
Alt 06 Mart 2026, 00:18   #43
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi: KraL
Standart Yanıt: Kulak Burun Boğaz Bilgiler

Selim Pozisyonel Vertigo

İç kulaktan kaynaklanan en sık baş dönmesi sebebidir. Şikayetlerin, iç kulakta bir yerde, kalsiyum çökmesi sonucu olduğuna inanılmaktadır. Bu çöküntüler, yer çekimi ve baş hareketleriyle, iç kulak sıvısında serbestçe yüzmektedirler. Kendiliğinden, viral hastalığı takiben veya baş travması sonrası oluşabilir.

Bu hastalıkta, baş ve vücut pozisyonlarında değişiklikle ortaya çıkan, bazen bulantının da eşlik ettiği baş dönmesi, sersemlik hâli görülür. Şikayetler, birkaç saniye veya dakika sürer. Şikayetler ortaya çıktığında, sorumlu kulak, genellikle yere doğru dönük olan kulaktır. İşitme kaybı, kulakta basınç hissi veya çınlama gibi şikayetler görülmez.

Bu durum, selim bir durumdur, çünkü kendi kendine düzelir. Düzelme, haftalar, aylar nadiren de bir yıl sürebilir.

Denge sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanılır. Nadiren cerrahi gerekebilir.

Vestibüler Nörinit (Labirentit)

Bu hastalıkta, iç kulaktaki denge bölümünde bulunan sinir hücrelerinde şişme olur. Virüsün sebep olduğu düşünülmektedir. Kişiler, şikayetleri başlamadan önce, bir üst solunum yolu enfeksiyonu, soğuk algınlığı geçirdiklerini söyleyebilirler.

Ani oluşan baş dönmesi, bulantı, denge kaybı görülür; işitme normaldir. Şikayetler, başlangıçta şiddetlidir, kişi yürürken on gün kadar yardıma ihtiyaç gösterir ve kişinin bütün işlerini yapabilmesi, araba kullanabilmesi için de haftalar, hatta aylar gerekebilir. Kişi, başını ani olarak döndürdüğünde, geçici baş dönmesi veya sersemlik hissetmeye devam edebilir. Bu, bir yıl kadar sürebilir.

Şikayetlerin geçmesi için, denge sistemini bastıran ilaçlar kullanılır. İlaçlar, günde üç defa alındıklarında en etkili olurlar. Baş dönmesi azalmaya başladığında, ilaçlar da azaltılır ve sonunda kesilir. Nadir olarak, şikayetler bir yıldan fazla sürerse, operasyon yapılabilir.

Beyin ve diğer kulak, işlevleri üzerlerine aldıkları zaman, tam iyileşme olur. Bu süreç, bir yıl olabilir ve arada psikolojik ve fiziksel stresler, şikayetlerin geçici olarak artmasına yol açabilir. Şikayetler, stresle artsa bile, zamanla fiziksel aktiviteyi arttırmak önemlidir. Başınıza gelen şeylerin normal iyileşme süreci olduğunu bilin; kulağınıza veya iyileşmenize kötü yönde etki etmediğinizi aklınızda bulundurun.

Perilenf Fistülü

Bu rahatsızlık, uçağın inişe geçmesi, derine dalma, kafa travması gibi durumlarda ani basınç değişikliği sonucu oluşabilir. Basınç değişikliği, orta kulak ile iç kulağı birbirinden ayıran zarlarda yırtık meydana getirebilir ve iç kulak sıvısı, orta kulağa akar.

Baş hareketleri ile "baş dönmesi" ve "sersemlik hissi" oluşur. "İşitme kaybı", "kulakta basınç veya çınlama" eşlik edebilir veya etmez.

Çoğu kez bu yırtık kendiliğinden iyileşir, tedaviye gerek kalmaz. Nadir vak'alarda, baş dönmesi kalıcı hâl alır. İlerleyici işitme kaybı oluşursa, operasyon gerekebilir.

Operasyonda, bu yırtık bölgenin tespiti ve onarılması gerçekleştirilir.

Akustik Nörinom

Akustik nörinom, denge sinirinde en sık oluşan selim tümöre verilen isimdir. Tümör, çok yavaş büyür, bu yüzden şikayetler belirgin olmadan yıllar boyu sürüyor olabilir.

"Baş dönmesi", genellikle görülmez, çünkü tümör yavaş yavaş büyür, beyin ve diğer kulak, onun görevini üstüne alır. Bunun yerine hasta, dengesizlik hissine kapılabilir. Ortaya çıkan ilk şikayet "kulak çınlaması" olabilir. Çınlama, büyüyen tümörün siniri uyarmasıyla ortaya çıkar. Tümör büyüdükçe sinirin işitme bölümü de etkilenir ve işitme azlığı ortaya çıkar.

Teşhis, bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonanslı tetkikler ile konur.

Tedavi, tümörün operasyonla çıkartılmasıdır.

Yaşlılığa Bağlı Baş Dönmesi

Yaşlılıkta oluşan birçok değişiklik gibi, dengeyi sağlamakla görevli sistemlerde de değişiklikler olur.

Dengeyi etkileyen değişiklikler: Yaşlılarda, işitmenin azalması gibi, denge sinirinde de, "dönme, ivmelenme" gibi değişikliklere olan hassasiyette azalma olur. Sinirdeki uyarılarda azalma olabilir veya beyin kendisine gelen uyarıları tam olarak değerlendiremeyebilir; her iki durumda da, rahatsızlık, kendini baş dönmesi olarak ortaya koyar.

Görüşte azalma, bulanık görüş veya yakın bakışta göz yorgunluğu da buna eklenir. Gözdeki lenslerin elastikiyetinin azalması buna yol açar ve bifokal gözlüklerle bu durum düzeltilebilir. Göz tansiyonu, katarakt gibi durumlar da görmeyi etkileyerek, beyine giden bilginin azalmasına yol açarlar.

Kol ve bacaktaki kaslarda, liflerde, eklemlerde bulunan sinir uçlarında da değişikler olur. Omurgada ileri derecede eğim oluşabilir veya genel kas kütlesi azalmış olabilir. Şeker hastalığı, romatizma gibi hastalıklar, el ve koldaki his sinirlerinin zayıflamasına yol açarlar, böylece, vücud pozisyonu hakkında beyine iletilen bilgilerde azalma olur.

İçerik gizlenmiştir.

İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.
Giriş Yap Kayıt Ol

 
Alıntı Yap
Alt 06 Mart 2026, 00:18   #44
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi: KraL
Standart Yanıt: Kulak Burun Boğaz Bilgiler

Yaşlanmaya bağlı baş dönmesinin belirtileri:

1-Hızlı bir şekilde dönerken veya pozisyon değiştirirken, eğilirken veya birden doğrulurken, aşağı veya yukarı bakarken, "başta sersemlik, dönme, boşlukta olma" gibi hisler oluşabilir.

2-Yürürken, bir yandan bir yana sallanmaya meyilli gibi hissedilebilir.

Şikayetler nasıl en aza indirilir? Yaşlılıkla ortaya çıkan şikayetleri ortadan kaldıracak ilaçlar yoktur, fakat yardımcı yollar vardır:

1-Sabah uyanınca yataktan kalkmadan önce, yatağın kenarında birkaç dakika oturunuz.

2-Pozisyon değiştirirken veya dönerken yavaş hareket ediniz. Yanınızda kendinizi dengelemeye yardımcı olacak bir şey bulundurunuz.

3-Yukarı veya aşağı bakmak, eğilmek, birden doğrulmak, "baş dönmesi" yapabileceği için, bu sırada yanınızda, tutunacağınız bir şey bulundurunuz.

4-Hiç bir zaman karanlıkta yürümeyiniz. Gece kalktığınızda, parlak bir ışık yakınız. Banyonuzda gece lambası bulundurunuz.

5-Yürürken fazla probleminiz varsa baston kullanınız. Unutmayınız, bu cisimlere dayanmıyorsunuz; beyninize, kol ve bacaklarınızdan giden bilgilerin artmasını sağlıyorsunuz.

6-Şeker hastalığı, göz tansiyonu, yüksek tansiyon, romatizma gibi rahatsızlığınız varsa bunları da uygun ilaç ve diyetlerle kontrol altında tutunuz.

Gürültü, Kulaklar ve Korunma

Ülkemizde geniş bir araştırma yapılmamıştır fakat Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan bir araştırmada her on Amerikalı'dan birinde normal konuşmayı anlamayı engelleyecek kadar işitme kaybı olduğu bulunmuştur. "Yükses sese maruz kalmak" en sık karşılaşılan sebeptir.

"Gürültü" Gerçekten Kulaklarıma Hasar Verebilir Mi?

Evet, gürültü tehlikeli olabilir. Yeteri kadar yükses ve uzun süreli olursa, işitmenize zarar verebilir.

Gürültünün sebep olduğu hasar, sinir tipi işitme kaybı olarak adlandırılır; birçok sebep bu tip işitme kaybına yol açabilir ama gürültü kaynaklı olanın önemli bir ayrıcalığı vardır-ilerlemesi durdurulabilir veya olmadan tamamen önlenebilir.

Kulaklarımı Alıştırabilir Miyim?

Hayır. Şayet hep gürültüde büyüdüğünüz için buna alıştığınızı zannediyorsanız bu yanlıştır. Gürültü işitmenizi azaltmıştır ve hiç bir ilaç, operasyon veya işitme cihazı gürültünün kulağınızda yaptığı hasarı tam olarak düzeltemez.

Kulak Nasıl Çalışır?

Kulak dış, orta ve iç olmak üzere başlıca üç bölümden oluşmuştur. Dış kulak, kulak kepçesi ve dış kulak yolundan meydana gelmiştir. Kulak zarı, dış kulak ile orta kulağı birbirinden ayırır. Orta kulaktaki üç küçük kemikçik ses dalgalarının iç kulağa iletilmesini sağlarlar. İç kulakta işitme siniri başlar ve sesi beyine taşır.

Her türlü ses kaynağı, havaya ses dalgaları veya titreşimleri gönderir. Bunlar dış kulak yolundan geçerek kulak zarınıza çarparlar ve zarınızı titreştirirler. Titreşimler orta kulaktaki kemikçikler vasıtasıyla iç kulağa, işitme sinirine iletilirler. Burada titreşimler, sinir uyarılarına dönüşürler ve beyinde ilgili bölgeye gönderilirler. Beyin, sesi "müzik, kapı çarpması, insan sesi" şeklinde ayırarak yorumlar.

Gürültü çok şiddetli olursa iç kulaktaki sinir hücrelerini öldürmeye başlar. Gürültüye daha uzun maruz kalındıkça daha fazla işitme siniri hasar görür. İşitme sinirinizde sinir sayısı düştükçe de işitmeniz azalır. Ölü sinir hücrelerini hayata döndürmek mümkün değildir; hasar kalıcıdır.

Gürültünün Zararlı Olduğunu Nasıl Bilebilirim?

İnsanların gürültüye karşı hassasiyetleri değişir. Genel olarak şu şartlarda gürültü kulağınıza zarar verebilir: *kendinizi duymak için bağırmak zorunda kalıyorsanız *gürültü kulağınızda ağrı oluşturuyorsa *kulak çınlamanız oluyorsa *gürültüye maruz kaldıktan sonra birkaç saat hafif sağır gibi oluyorsanız.

Ses, bilimsel olarak iki türlü ölçülebilir. Sesin yoğunluk veya şiddeti ki "desibel" cinsinden ifade edilir. Frekans, sesin saniyedeki titreşim sayısıdır. Ses, alçak frekanslarda "kalın(pes)", yüksek frekanslarda "ince(tiz)" duyulur.

Sesin Frekansının Benim İşitme Kaybımla İlgisi Nedir?

Frekans saniyedeki titreşim olarak ifade edilir. İşitmenin en iyi seviyede olduğu çocuklar, saniyede 20 ile 20.000 titreşim arasındaki sesleri duyabilirler.

İnsan sesi 300 ile 4000 frekans arasındadır ve insanlar bu aradaki sesleri diğerlerinden daha iyi duyarlar. İşitme kaybı başladığında ilk önce yüksek frekanslarda duyma azalır işte bu sebepledir ki kişiler ince sesli bayan ve çocukların seslerini duymada zorlanırlar.

Yüksek frekanslardaki kayıp, sesin yapısını da bozabilir; bu yüzden kişiler işitse bile işittiklerini tam olarak anlamakta zorluk çekerler. İşitme kaybı olanlar çoğunlukla birbirine benzeyen sesleri ayırdetmede zorlanırlar

İçerik gizlenmiştir.

İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.
Giriş Yap Kayıt Ol

 
Alıntı Yap
Alt 06 Mart 2026, 00:19   #45
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi: KraL
Standart Yanıt: Kulak Burun Boğaz Bilgiler

Desibel Nedir?

Sesin şiddeti desibel (dB) cinsinden ölçülür. "0" desibel insan kulağının işitebileceği en düşük ses olarak kabul edilir. "180" dB ise roketin fırlatılış anında çıkardığı ses olarak ölçülür.

Desibeller logaritmik olarak artar ve azalır. Bu şu anlama gelir. 20 dB, 10 dB'den 10 kat daha şiddetlidir. 30 dB, 10 desibelden 100 kat daha şiddetlidir.

Yaklaşık ses Örnek

seviyesi (dB)

---------------------------------

0 İnsan kulağının duyabileceği en düşük ses

30 Fısıltı, sessiz konuşma

60 Normal konuşma, dikiş makinası, daktilo

90 Ağır vasıta trafiği, günlük maksimum insan 8 saat maruz kalmalıdır (insanların % 90'nını korur)

100 Elektrikli testere, asfalt delme makinası, (korunmasız olarak günde iki saat maruz kalınabilinir)

115 Yüksek sesli roket veya rock konserleri (günde maksimum 15 dakika maruz kalınabilir)

140 Silah sesi, jet motoru, (korunmasız kulaklarda ağrı oluşturur. Kulak korunmadan bu sese izin verilmemelidir)

Desibeller Kulağımı Etkilemeden Ne Kadar Yüksek Olabilir?

Uzmanlar 85 desibel üzerindeki sese sürekli maruz kalmanın tehlikeli olabileceğinde anlaşmışlardır.

Duyduğum Sesin Süresinin, İşitmemi Etkileme Tehlikesi İle Bir İlgisi Var Mıdır?

Kesinlikle vardır. Yükses şiddette sese ne kadar uzun süre maruz kalırsanız, işitmenizde o kadar fazla hasar oluşur. Aynı zamanda ses kaynağına ne kadar yakın olursunuz o kadar fazla etkilenirsiniz.

Her silah sesi, yakındaki kişilerin işitmesinde hasar meydana getirebilir. Uzun namlulu silahlar ve top daha şiddetli ses çıkardıkları en kötüleridir. Fakat oyuncak silahlar bile şayet yakınsanız işitmenizde hasar meydana getirebilirler.

Son zamanlarda gençlerde yapılan araştırmalar önemli ölçüde alarm vermektedir. Çok gürültülü diskolar ve kulaklıklarla yüksek sesli müzik dinlemek bunun sorumlusu olabilir.

Gürültü, İşitmemin Dışında Daha Fazla Bir Zarar Verebilir Mi?

Gürültüye maruz kalındıktan sonra ortaya çıkan kulak çınlaması çoğunlukla kalıcıdır. Bazı kişilerin, yüksek ses karşısında endişe ve hassasiyeti artabilir, nabız ve kan basıncında artış olabilir veya mide asit salgısında artış görülebilir.

"Yüksek gürültü" ayrıca iş ortamında dikkati dağıtarak verimi düşürebilir.

İşitme Koruyucular Kullanmalı Mıyım?

Şayet çok gürültülü bir ortamda çalışıyorsanız, işitme koruyucuları kullanmalısınız. Ayrıca çok gürültülü bir alet veya silah kullanırken de kullanmalısınız.

İşyerinde günde sekiz saatten fazla 85dB veya yukarısında gürültüye izin verilmemelidir. Çalıştığınız yerde ortalama ses şiddeti sekiz saat süre ile 90 dB'den yüksek ise işitme koruyucuları kullanmalısınız.

İşitme Koruyucuları Nelerdir ve Ne Kadar Etkilidirler?

Bu koruyucular zara ulaşan sesin şiddetini azaltmaya yararlar. İki türde karşımıza çıkarlar: kulak tıkaçları ve kulaklıklar.

Kulak tıkaçları dış kulak yoluna takılan ve sesin şiddetini önleyen tıkaçlardır. Bunların etkili olabilmesi için kulak yolunu tam tıkamaları gerekir. Çeşitli boyutlarda satılmaktadırlar. Kullanırken temiz olmalarına ve dış kulak yolunu tahriş etmemelerine titizlik gösterilmelidir.

Kulaklıklar bütün kulağı kaparlar ve bir bant ile iki kulaklık birbirine bağlıdır. Etkili olması için kulak kepçesini sıkıca kapatması gerekir.

Tam uygulanan kulak tıkaçları ve kulaklıklar sesin şiddetini 15 ile 30dB kadar azaltırlar. İkisi birbirine eşit etkili olsa da kulak tıkaçları düşük frekanslarda daha fazla, kulaklıklar yüksek frekanslarda daha fazla etkilidirler.

Beraber kullanıldıklarında ek olarak 10-15dB daha fazla koruma sağlarlar. Gürültü 105dB'den yüksekse beraber kullanımları önerilir.

Niçin Kulaklarımı Sadece Pamuk İle Kapatamam?

Kulak kanalına sokulan basit pamuk ve kağıtlar sesi çok etkili önleyemezler sadece 7dB kadar şiddeti azaltırlar.

İşitme Koruyucularının Genel Problemleri Nelerdir?

Bu tür işitme koruyucu kullanan işçilerin faydalanmaları gereken koruyuculuğun yarısından daha azı ile korundukları bulunmuştur. Bunun sebebi koruyucuların uygun ve sürekli kullanılmamalarıdır.

Sekiz saat devamlı kullanıldığında 30dB koruma getiren koruyucular mesela sadece bir saat takılmazlarsa koruyuculukları 9dB'e düşmektedir.

Koruyucular yıpranmış veya yırtılmışsa kişiler yaklaşık 1000 kat daha fazla ses enerjisine maruz kalmaktadırlar.

Bunlara ek olarak, gürültüye maruz kalma, birikim yapar. Evde veya oyunda karşılaşılan gürültü de günlük limite eklenmelidir. İşyerinde maksimum günlük doza ulaşılmışsa sonradan gürültülü bir ortamda bulunmak veya yüksek sesli müzik dinlemek güvenlik limitini geçmeye sebep olur.

İşitme Koruyucular Kullanırken Diğer İnsanları veya Makinelerin Sesini İşitebilir Miyim?

Güneş gözlükleri nasıl görüşü daha kolaylaştırırsa, işitme koruyucular da etraftaki gürültüye rağmen konuşmaların daha net anlaşılmasına yardımcı olurlar. Gürültü olmayan bir ortamda bile işitme koruyucu kullanan kişiler normal bir konuşmayı duyabilirler.

İşitme kaybı ve dil problemi olan kişilerde, işitme koruyucular önemli etki yaratmazlar ki zaten bu kişiler işitmelerinin daha fazla bozulmaması için koruyucu kullanmalıdırlar.

Bazen "işitme koruyucu kullanan işçilerin makinenin bozuk ses çıkardığını duymadıkları" iddia edilir, fakat işçiler bir süre sonra buna alışırlar ve ses değişikliğini farkederler.

Şayet İşitmem Halihazırda Hasar Görmüşse Ne Olabilir? Ne Yapabilirim?

İşitme kaybı, genellikle yıllar içerisinde gelişir. Ağrısız ve yavaş yavaş olduğu için farkına varmayabilirsiniz. Uzun süre yükses sese maruz kalmayla ortaya çıkan "çınlama" sesini farkedebilirsiniz. Özellikle gürültülü ortamlarda insanların ne dediğini anlamayabilirsiniz. Bu durum yüksek frekans işitme kaybının başlangıcı olabilir ve işitme testinizin yapılması gerekir.

Bazen bu durumlara sadece bir kulak kiri veya kulak iltihabı yol açar ve kolayca tedavi edilebilir. Fakat gürültünün yol açtığı işitme kaybı da olabilir. Bu durum kalıcı olduğu için tedbirin elden bırakılmaması gerekir. İşitme kaybınızdan şüphe ettiğinizde kulak, burun, boğaz hekimine başvurunuz. Doktorunuz işitme probleminizi ortaya koyacak ve en iyi tedavi yöntemini önerecektir.

Meniere Hastalığı

"Meniere Hastalığı" Nedir?

İç kulağın bir hastalığıdır. Sebebi tam olarak bilinmese de iç kulakta bir bölmedeki sıvının yüksek basınca ulaşmasından oluştuğu düşünülmektedir. İç kulaktan kaynaklanan baş dönmesinin en sık sebeplerinden birisidir. Çoğu vak'ada tek kulak etkilenir fakat %15 vak'ada iki kulak da etkilenmiş olarak ortaya çıkabilir. Bu hastalık tipik olarak 20 ile 50 yaşları arasında başlar. Erkek ve kadında eşit oranda görülür.

Ne Tür Rahatsızlıklar Verir?

Verdiği rahtsızlıklar:

*Aralıklı baş dönmesi (bir şeyin etrafında çevriliyormuş gibi)

*İşitme kaybı

*Kulak çınlaması (kulakta gürültü, vızıltı veya zil sesi)

*Etkilenen kulakta dolgunluk hissetmek

Meniere hastalığının en kötü rahatsızlığı baş dönmesidir. Bir hareket olmadığı halde hareket varmış gibi algılanır. Baş dönmesi sıklıkla iç kulak rahatsızlığından ortaya çıksa da, merkezi sinir sistemi bozukluklarından da kaynaklanabilir.

Meniere'deki baş dönmesi ataklar halinde olur ve dengesizlik hissi, bulantı ile kusma buna eşlik eder. Baş dönmesi 20 dakikadan 2 saate kadar sürebilir hatta bazen daha uzun olabilir. Ataklar esnasında kişi günlük işlerini yapamayacak duruma gelir. Sonrasında uyku bastırır ve sersemlik hissi günlerce sürebilir.

Hastalığın başlangıcında, özellikle pes tonları tutan bir işitme kaybı olabilir fakat genellikle zaman içerisinde bütün tonları tutan işitme kaybı gelişir. Yüksek tondaki sesler kişiye rahatsızlık verir ve normal olarak algılanmayabilir.

Meniere hastalığındaki "çınlama" ve "kulakta dolgunluk hissi" değişkendir, işitme kaybı ile birlikte olabilir, devamlı olabilir veya ataklar sırasında, öncesinde ortaya çıkabilir.

Bu hastalığın verdiği rahatsızlık çok az olabileceği gibi, kişinin günlük işlerini yapmasına izin vermeyecek kadar özellikle şiddetli baş dönmeleri şeklinde de olabilir.

Nasıl Teşhis Konur?

Hekiminiz, şikayetleriniz hakkında detaylı bilgi alacaktır. Atakların sıklığı, şiddeti, süresi, işitme kaybınız, kulak dolgunluğunuz araştırılacaktır. Frengi, kabakulak veya geçmişte geçirmiş olduğunuz hastalıklar, göz iltihabı, alerji veya geçmişte kulak operasyonu geçirip geçirmediğiniz sorulabilir. Genel sağlık, şeker hastalığı, kan kolesterol düzeyi, tiroid bezi, sinir sistemi ve duygu durumunuz ile ilgili sorular sorulacaktır. Bu durumları araştırmak için testler istenebilir. Ataklar olmadığı zaman kulak, baş ve boyun muayeneniz normaldir.

İşitme testinizde, etkilenen kulakta tipik olarak "sinir tipi işitme kaybı" ortaya çıkar. Bu kulakta işitilenlerin anlaşılma yüzdesi azalmıştır. Denge testleriniz yapılabilir. Hastaların yaklaşık %50'sinde etkilenen kulaktaki denge fonksiyonu azalmıştır.

İç kulak basınç testleri, işitme yollarının testleri, bilgisayarlı tomografiniz veya manyetik rezonans filmleriniz işitme ve denge yollarında bir tümör olup olmadığının araştırılması için istenebilir. Bu tür tümörler nadirdir fakat Meniere hastalığındaki gibi şikayetlere sebep olabilirler.

Hekiminiz Ne Tür Tedavi Uygular?

Diyet ve İlaç: Bazı hastalarda tuzsuz diyet ve idrar söktürücü ilaçlar atakların sıklığını azaltabilirler. İdrar söktürücülerden tam randıman alabilmek için, ilacınızı düzenli almanız ve tuz kısıtlaması yapmanız önemlidir.

Böş dönmesi için kullanılan ilaçlar geçici bir rahatlık sağlayabilirler. Bazen "bulantı" için ilaç verilebilir. Bulantı ve baş dönmesi için kullanılan ilaçlar uyku hâli verebilirler.

Yaşam Biçimi: Kafein, alkol ve sigaradan kaçınınız. Düzenli uyku ve yemek alışkanlığı edininiz. Aşırı yorgunluktan kaçınarak hareketli bir yaşam tarzı edininiz. "Stres" baş dönmesini ve çınlamayı artırabilir. Stresten kaçınmak ve psikoterapi önerilebilir.

Tedbirler: Uyarınız olmadan baş dönmeniz oluyorsa, araba kullanmayınız. Merdiven çıkma, yüzme gibi durumlarda tedbirli olunuz.

İçerik gizlenmiştir.

İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.
Giriş Yap Kayıt Ol

 
Alıntı Yap
Alt 06 Mart 2026, 00:20   #46
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi: KraL
Standart Yanıt: Kulak Burun Boğaz Bilgiler

Ne Zaman Operasyon Önerilir?

Baş dönmesi atakları, gerekli tedbirler ve ilaçlarla önlenemiyorsa, aşağıdaki operasyonlardan biri önerilebilir:

1-İç kulaktaki belli bir bölgenin açılması ile basıncın düşürülmesi operasyonu, çoğunlukla işitmeyi engellemeyen bir operasyon türüdür. Baş dönmesi atakları, vak'aların yarısı ile üçte ikisinde kontrol altına alınır fakat her vak'ada kontrol edilemeyebilir. Bu işlemden sonraki kendine gelme süresi diğer işlemlere göre daha kısadır.

2-Denge siniri iç kulağı terkettiği yerde kesilebilir. Bu operasyonda baş dönmesi atakları çoğunlukla önlenebilir ve işitme korunur.

3-Etkilenen kulakta hem işitme hem de denge sinirleri harap edilebilir. Bu operasyon kişide zaten hastalıktan dolayı işitme azalmışsa yapılır. Baş dönmesi ataklarının kontrolünde en yüksek başarı oranını verir.

Bazı durumlarda diğer operasyonlar ve tedavi yöntemleri önerilebilir. Şayet operasyon gerekiyorsa bunun riskleri ve faydaları kişi ile iyice konuşulur. Meniere hastalığıda tedavi olmasa bile baş dönmesi atakları hemen hemen bütün vak'alarda kontrol altına alınabilir.

YÜZÜCÜ KULAĞI

Kulak Kaşıntısı ve Mantar Enfeksiyonu

"Yüzücü Kulağı" Ne Demektir?

Dış kulak yolu iltihaplarından birine verilen isimdir. Kulağın mantar enfeksiyonu da denir. Bazen mantarlar tarafından oluşturulsa da, özellikle ağrılı vak'alarda doğada sık rastlanan bir bakteri tarafından oluşturulur.

Nasıl Korunursunuz?

Su kulağınıza girdiğinde beraberinde mantar ve bakterileri de getirebilir. Çoğunlukla su geri gelir, kulak kurur ve bakteri ile mantarlar problem oluşturmazlar. Fakat su bazen dış kulak yolunda hapsolur ve buradaki cildi yumuşatır. Nemli ortamda bakteri ve mantarlar ürer, beslenir ve kulağı iltihaplandırabilirler.

Başlangıçta kulaklarda tıkanıklık hissedilir ve kaşıntı olabilir. Kısa zamanda dış kulak yolu şişer, tıkanır ve bazen süt gibi bir akıntı olur. Çok ağrı yapmaya başlar. Kulak kepçesi ve önü çok hassaslaşır. İltihap bu duruma geldiğinde hekim tedavisi gerekir. Bu, boyun bezleri şişerse de geçerlidir.

Kulağınızda su hapsolduğunu hissettiğinizde koruyucu antiseptik damlalardan kullanarak bütün bu olaylar zincirini önleyebilirsiniz.

Şayet kulak hekiminiz kulak zarınızın normal ve güvenli olduğunu söylerse, yüzme sonrası kulak damlalarınızı kullanabilirsiniz. Basit alkol damla kullanmak önerilebilir. Alkol, suyu emer, dış kulak yolunun kurumasına yardımcı olur ve aynı zamanda yüzücü kulağında oluşabilecek bakteri ve mantarları öldürebilir. Asetik asit ihtiva eden beyaz sirke de kullanılabilir. Eczaneden alkol veya sirkeyi muhafaza edecek damlalık alabilir ve çantanızda taşıyabilirsiniz.

"Yüzücü Kulağı"ndan Korunmak

Şayet yüzme, duş veya banyo sonrası kulağınızda suyun hapsolduğunu veyahut kulağınızın nemli kaldığını hissederseniz, bu kulağınız yukarıda kalacak şekilde başınızı eğiniz ve kulak kepçenizi yukarı ve geriye doğru çekerek damlalarınızı damlatınız.

Damlaların heryere ulaşmasını sağlamak için kulağınızı ovalayınız, daha sonra kulağın kuruması için kulağınızı aşağı yönde çeviriniz.

Şayet kulak probleminiz tekrarlayan bir eğilim gösteriyorsa, kulak, burun, boğaz hekiminiz yüzmeden önce kulaklarınızı nasıl koruyacağınızı anlatacaktır.

Dikkat!

Şayet kulağınız hâlen iltihaplı, kulak zarınız delinmiş veya önceden delik ise, hasar görmüşse veyahut kulak operasyonu geçirmiş iseniz, yüzmeden ve kulak damlası kullanmadan önce kulak, burun, boğaz hekimine danışmanız lazımdır.



Kulaklar Neden Kaşınır?

Kaşınan her türlü kulak, kişiyi deli eder. Ani oluşan kaşıntılara sıklıkla mantar enfeksiyonu sebep olur, daha uzun süreli durumlarda sıklıkla kronik dermatit denilen deri inflamasyonu kaşıntının sebebidir. Başta oluşan kepek gibi dış kulak yolunda da kuru, ince ve bol miktarda kepek oluşabilir, buna "seboreik dermatit" adı verilir. Bazı kişiler, yiyeceklerinde değişiklik yaparak (yağlı yiyecekler, karbonhidratlar, çikolata gibi yiyeceklerden uzak durarak) bu durumun önüne geçebilirler. Hekimler kulaklar kaşındığında genellikle yağlı veya kortizonlu damlalar önerirler. Uzun süreli tedavisi olmasa da kontrol altında tutulabilirler. Nadir olarak kulak kaşıntısı alerjik de olabilir ve bu durumun tedavisi farklıdır.

Kaşıntılı, kepekli kulaklar veya kulak akıntısının biriktiği kulaklar, "yüzücü kulağı"nın gelişmesine yatkındırlar. Bu kişiler özellikle kulakları ıslak kaldığında koruyucu kulak damlaları kullanmaları konusunda bilinçli olmalıdırlar. Yüzme mevsimi başlamadan önce kulaklarını temizletmeleri de çok yardımcı olur.



Tatarcık, Sinek ve Yabancı Cisimler?

Kulak içerisine giren birçok böcek vardır, tatarcık, güve, hamamböceği bunların başında gelir. Tatarcıklar kulak akıntısı içerisinde hapsolur ve uçamazlar. Daha büyük böcekler kulak içerisinde dönemezler ve geri çıkamazlar. Bu yüzden sürekli hareket ederek kişide kulak ağrısına, sese ve korkuya sebep olurlar.

Tatarcıklar ılık su ile yıkanarak kolayca çıkartılabilirler (Yıkadıktan sonra hem kulağın kuruması hem de antiseptik amaçla alkol damlatmayı unutmayınız). Büyük böcekler için ilk yapılacak şey kulağın mineral yağ ile doldurulmasıdır, yağ böceğin nefes deliklerini tıkayarak ölmesine sebep olur. Bu durum 5 ilâ 10 dakikada gerçekleşir. Bundan sonra böceğin çıkartılması için hekime başvurmanız gerekir.

Boncuklar, kalem uçları, silgiler, plastik oyuncak parçaları, kuru fasulyeler çocukların kulaklarına soktukları sık yabancı cisimlerdendir. Bunların çıkartılması çok hassas bir iştir ve mutlaka bir kulak burun boğaz hekimince yapılmalıdır.

İçerik gizlenmiştir.

İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.
Giriş Yap Kayıt Ol

 
Alıntı Yap
Alt 06 Mart 2026, 00:20   #47
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi: KraL
Standart Yanıt: Kulak Burun Boğaz Bilgiler

Kulaklar, Yükseklik ve Uçak Yolculuğu

Uçak yolculuğu sırasında niçin kulaklarınızda "pop" diye bir basınç hissettiğinizi hiç merak ettiniz mi? Veya niçin basınç hissetmediğiniz zaman kulak ağrınız olduğunu düşündünüz mü? Uçaklar inişe geçtiğinde çocukların niçin yaygara çıkartıp ağladığını hiç merak ettiniz mi?

Uçak yolculuğu sırasında karşılaşılan en sık tıbbi problem kulak problemleridir. Çoğunlukla basit rahatsızlıklar olur, nadiren geçici ağrı ve işitme kaybı oluşur. Bu broşür uçak yolculuğunuz esnasında karşılaştığınız hafif kulak problemlerinizi ve nasıl korunacağınızı anlamanız için hazırlanmıştır.

Yapı

Kulak genel olarak üç bölüme ayrılır:

a)Dış kulak: Başın yan tarafında görülen kulak kepçesi ile içeriye kulak zarına kadar devam eden dış kulak yolundan oluşur.

b)Orta kulak: Kulak zarı ile iç kulak arasında kalan ufak boşluktur. Burada üç adet kemikçik, kulak kemiğinin hava boşlukları bulunur.

c)İç kulak: Kulak kemiğinin iç kısmında bulunan ve işitme ile denge sinir uçlarını ihtiva eden bölümdür.

Hava yolculuğu sırasında probleme yol açan, orta kulak bölümüdür. Ufak bir hava boşluğu olduğu için, basınç değişikliklerinden etkilenir.

Normal olarak her yutkunduğunuzda (veya ikinci üçüncü yutkunduğunuzda) kulaklarınızda ufak bir çıt sesi veya basınç oynaması hissedersiniz. Bu esnada geniz ile orta kulak arasındaki östaki borusu vasıtası ile orta kulağınıza hava kabarcığı geçmiştir. Orta kulaktaki hava burayı döşeyen doku tarafından sürekli emilir fakat "östaki borusu" her yutkunuşta sürekli hava sağlar. Bu sayede kulak zarının her iki tarafındaki hava basıncı eşitlenir. Şayet bir şekilde basınç farkı oluşursa, kulaklar tıkalı imiş gibi hissedilir.

Östaki Borusu ve Kulakların Tıkanıklığına Neler Sebep Olur?

Östaki borusu, birçok sebepten dolayı tıkanabilir veya ağzı kapanabilir. Bu durumda, orta kulak basıncı eşitlenemez.

Orta kulaktaki hava sürekli emilir ve yenilenemediği için vakum oluşur, kulak zarı içeri doğru çöker. Gergin kulak zarı normal olarak titreşemez ve sesler donuk, az gelir. Kulak zarının gerginleşmesi de ağrı oluşturabilir. Şayet bu durum bir süre devam ederse, ota kulaktaki basıncı eşitleyebilmek için, orta kulağı döşeyen dokudan kan serumuna benzer bir sıvı sızarak burayı doldurur. Bu duruma "orta kulakta sıvı", "seröz otit" veya "aero-otit" ismi verilir.

Östaki borusunu tıkanmasına yol açan en sık sebep basit soğuk algınlığıdır. Sinüs iltihapları ve burun alerjileri de (saman nezlesi gibi) sık sebeplerdendir.

Östaki borusu ve onu döşeyen döşeyen doku, burun ve genizin devamıdır. Bu devamlılıktan dolayı çoğunlukla burunun tıkalı olması, kulakların da tıkalı olmasına ve böyle hissedilmesine sebep olur.

Östaki borusunun tıkanmasının bir diğer sebebi dokularda şişliğe yol açan orta kulak iltihaplarıdır.

Östaki borusu yetişkinlere göre daha dar olduğu için çocuklar tıkanıklığa daha yatkındırlar.

Hava Yolculuğu Nasıl Problem Yaratır?

Hava yolculuğu esnasında ani basınç değişiklikleri olur. Bu basınç değişikliklerinin eşitlenmesi için östaki borusunun o esnada hemen açılıp kapanabilmesi lazımdır. Bu olay özellikle uçak inişe geçtiğinde görülür.

İlk dönemde basınç eşitlenmesi sağlanamayan uçaklarda bu gerçek bir problem oluşturmaktaydı. Günümüzde bu olay en aza düşürülmüştür. Buna rağmen hâlâ bazı önlenemeyen basınç değişiklikleri olabilmektedir.

Gerçekte, basınç değişikliğine yol açan her türlü durum problem yaratır. Aynı durumla, yüksek binalarda hızla hareket eden asansörlerin içinde veya suya dalarken karşılaşırsınız. Derine dalan dalgıçlara ve pilotlara bu durumla nasıl başedecekleri öğretilir. Siz de kendi metodunuzu öğrenebilirsiniz.

Kulaklarınızın Tıkanmasını Nasıl Önlersiniz?

Yutma işlemi östaki borusunu açan kasları harekete geçirir. Sakız çiğnerken veya naneli şeker yerken daha sık yutkunursunuz. Bunlar inişe geçmeden önce yapılabilecek iyi egzersizlerdir. Esnemek daha bile iyidir. Esnerken bu kas daha iyi uyarılır. İniş sıasında uyumamaya dikkat etmeniz gerekir çünkü uyurken yutkunma işlemi çok yavaşlar (uçuş ekibi inişe geçildiğinde sizi uyandırmak ister).

Şayet yutkunmak ve esnemek etkili değilse şu metod en iyi sonucu verir: 1)Burun kanatlarınızı elinizle sıkıca kapatınız 2)Ağızdan kuvvetli bir soluk alınız 3)Ağzınız ve burnunuz kapalı olduğu halde bu nefesi yanak ve yutma kaslarınızı kullanarak dışarı üflemeye çalışınız, böylece basınçlı hava östaki borusundan orta kulağa geçebilir. Kulağınızda basınç veya ses hissttiğinizde başardınız demektir. İniş sırasında bunu birçok kez yapmanız gerekebilir.

Bebekler bu işlemi yapamazlar fakat bir şey emerlerse rahatlarlar. İniş sırasında bebeğinizi emziriniz veya besleyiniz ve uyumalarına müsaade etmeyiniz.

Hangi Tedbirleri Almalısınız?

Kulaklarınuıza hava ile basınç yaparken karnınızı ve göğsünüzü kullanmayınız çünkü bu durumda çok fazla basınç oluşur. Uygun basınç sadece yanak ve yutma kaslarınızı kullanarak sağlanır.

Soğuk algınlığınız, sinüs iltihabınız veya alerjiniz varsa en iyisi uçuşu ertelemektir.

Son günlerde bir kulak müdahalesi geçirmişseniz, doktorunuzdan uçuş hakkında bilgi alınız.

Burun Açıcı İlaçlar ve Burun Spreyleri?

Deneyimli yolcular inişe geçmeden yaklaşık bir saat önce burun açıcı bir ilaç veya sprey kullanırlar. Bu ilaçlar kulağa giden dokuları büzerek orta kulak havalanmasına yardımcı olurlar. Aynı sebepten dolayı alerjisi olan kişiler de alerji ilaçlarını uçuş öncesi almalıdırlar.

Burun açıcı ilaçların yüksek tansiyonu, kalp problemi, kalp ritm bozukluğu, tiroid hastalığı, aşırı sinirliliği olan kişilerce kullanılmadan önce mutlaka bir hekime danışılması gerekmektedir. Aynı şekilde hamile bayanlar da hekimlerine danışmalıdırlar.

Kulaklarınız Açılmazsa Ne Yapılmalı?

İnişten sonra da basınç eşitleyici hareketler yapabilir ve burun açıcı ilaçlara devam edebilirsiniz (burun açıcı spreyleri kullanmayı alışkanlık haline getirmeyiniz ve uzun süre kullanmayınız aksi takdirde daha fazla tıkanıklığa yol açabilirler). Kulaklarınız hâlâ açılmıyor ve ağrıyorsa kulak hekimine başvurmanız gerekir. Hekiminiz, kulak zarınızı çizerek orta kulağınızdaki basıncı veya sıvıyı boşaltmaya ihtiyaç duyabilir.

İçerik gizlenmiştir.

İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.
Giriş Yap Kayıt Ol

 
Alıntı Yap
Alt 06 Mart 2026, 00:21   #48
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi: KraL
Standart Yanıt: Kulak Burun Boğaz Bilgiler

Larenks anomalileri


Doç. Dr. Oğuz BASUT

Süt çocukları ve küçük çocuklarda görülen anomaliler

Stenozlar, membranlar ve larengomalasilerde solunum sıkıntısı ön plandadır, fistüller ve yarık oluşumlarda disfaji, öksürük ve aspirasyon, vokal kord paralizileri ve larengeal asimetrilerde ise disfoni ağırlıklı bulgudur.

Larengomalasi

İnspirasyon sırasında larenks girişinin kollapsı ile stridora neden olan bir durumdur. Supraglottik larenks iskeletinin yumuşak kıkırdak yapılarıyla birlikte yetersiz kalsifikasyona bağlı olgunlaşma bozukluğudur. En sık görülen konjenital larenks anomalisidir ve tüm larenks anomalilerinin %60-75’ini oluştururlar. Muayenesinde epiglot omega şeklinde ve yumuşak yapıdadır.

Semptomlar:

-Konjenital stridor (8. aya kadar artarak devam eder, 9. ayda plato yapar sonra yavaş yavaş düzelir)

-Beslenme sırasında daha kötüleşir

-Hayatı tehdit eden solunum sıkıntısı nadirdir.

Tedavi:

-2 yaşına kadar lareksin matürasyonu ile hastalık spontan olarak düzelir

-Anne-babaya hastalık hakkında detaylı bilgi anlatılmalı ve bebeğin beslenmesi için 3-4 yutkunmadan sonra nefes alması gerektiği söylenmelidir.




Konjenital larenks paralizileri

Larenkste ikinci sıklıkta görülen bu anomali genellikle tek kord vokali etkiler. Çoğunlukla damarsal anomalilere (Arnold Chiari’ye en sık eşlik eden malformasyondur) ve doğum travmasına bağlı olarak ortaya çıkarlar ve tek taraflı olduğunda da tedavi gerektirmezler.



Konjenital subglottik stenoz

Üçüncü sıklıkta görülen larenks anomalisidir. Gebelik sırasında larenksin yeterince rekanalize olamamasından kaynaklanır. Nedeni genellikle krikoid kıkırdaktaki bir anomalidir.

Semptomlar:

-Hafif stenozlarda efor dispnesi

-Ağır stenozlarda konjenital stridor

Genellikle üst solunum yolu enfeksiyonları seyri sırasında mukozada meydana gelen ödem nedeniyle dispnenin şiddeti artar.

Tedavi:

-Asemptomatik olguların dışındaki olgularda tedavi cerrahi olarak stenotik bölgenin açılmasıdır.




Atreziler

Vokal kordlarda kaynaşma, lümenin membran oluşumu sonucu tıkanması veya larenks/trakea bölümlerindeki eksik oluşumlara bağlıdır. Doğumdan sonra birkaç dakika içerisinde tanısı konup tedavi edilmezse hayatla bağdaşamaz.

Semptomlar:

-Doğum sonrası başlayan apne

-Hızla artan siyanoz

-Solunum bozukluğu

Tedavi:

-Trakeotomi

-Atrezik bölgenin distalinden hava yoluna genişçe bir iğnenin sokulması



Subglottik hemanjiom

Bu hastaların yarısında ciltte de hemanjiomlar bulunmaktadır. Böyle durumlarda dispnesi olanlarda subglottik bölgede de hemanjiom olabileceği hatırlanmalıdır.

Semptomlar:

-İnspiratuar stridor

-Solunum sıkıntısı

Tedavi:

-Trakeotomi

-Spontan düzelmenin beklenmesi

-Sistemik kortikosteroid tedavisi

-Endoskopik cerrahi ya da lazer ile eksizyon

-Kriyoterapi tedavi seçenekleridir.



Larengeal web

Nadir bir anomalidir. Vokal kordlar arasında ve çoğunlukla ön tarafında bulunan doğumsal bir perdenin olmasıdır.

Semptomlar:

-İnspiratuar stridor

-Solunum sıkıntısı

Tedavi:

-Endoskopik cerrahi ya da lazer ile eksizyon

-Kalın ise açık cerrahi ile web’in rezeksiyonu



Erişkinlerde görülen anomaliler

Larengoseller

Larenks ventrikül mukozasının bir hava kesesi oluşumu ile birlikte larenksin ya içine (internal larengosel) veya tirohyoid membranın zayıf bir noktasından geçerek dışına (eksternal larengosel) fıtıklaşmasıdır. Supraglottik hava basıncının artışı kolaylaştırıcı faktördür (örn. Cam üfleyicileri, trompetçi ve kronik öksürük)

Semptomlar:

-İnternal: Ses kısıklığı, dispne, yutma güçlüğü

-Eksternal: Yutma güçlüğü, öksürme sırasında boyunda şişlik

Tedavi:

-Sadece semptomatik lezyonlar tedavi gerektirir

-Endoskopik marsupializasyon yada açık cerrahi eksizyon yapılabilir

Sulcus Vokalis

Vokal kordların serbest kenarlarında tek veya çift taraflı vokal kord boyunca oluk vardır. Malignite insidansları yüksektir.

Semptomlar:

-Ses kısıklığı

İçerik gizlenmiştir.

İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.
Giriş Yap Kayıt Ol

 
Alıntı Yap
Alt 06 Mart 2026, 00:21   #49
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi: KraL
Standart Yanıt: Kulak Burun Boğaz Bilgiler

larenks gırtlak kanseri

Gırtlak Kanseri
Gırtlak kanserleri erkeklerde tüm kötü huylu tümörlerin yaklaşık %2.5’ini, kadınlarda tüm kötü huylu tümörlerin ise %0.5’ini oluşturur. Günümüzde sigara kullanım oranının kadınlarda da artması bu oranı biraz daha artırmıştır. Genellikle 60 yaş civarında görülür. Literatürde 20 yaşın altında ve çocuklarda birkaç vaka bildirilmiştir. Gırtlak kanserlerinin %40’ı supraglottik (ses tellerinin üzeri) bölgede, %59’u glottik (ses tellerinde) bölgede ve %1’i de subglottik (ses tellerinin altı) bölgede oluşmaktadır. Gırtlak kanseri için risk faktörleri arasında sigara, alkol, mesleki faktörler, radyasyon ve son yıllarda oldukça popülerlik kazanan larengofarengeal reflü yer almaktadır. Sigaranın alkolle birlikte kullanımı özellikle supraglottik kanser gelişiminde sinerjistik etki yapar.

Gırtlak kanserinin başlıca bulgusu ses kısıklığıdır. Bu bulgu özellikle glottik seviyedeki kanserler için geçerlidir. Buna karşın supraglottik seviyedeki kanserlerde yutma güçlüğü, kulağa vuran ağrı ve boğazda yabancı cisim hissi ön plandadır. Geniş ülsere tümörlerde ağızdan kan da gelebilir. Kesin tanı biyopsi ile konulur. Kanserin bulunduğu bölgeye ve büyüklüğe göre çeşitli cerrahi tedavi protokolleri vardır. Gırtlak kanseri nadiren uzak dokulara yayılır. Bu oran yaklaşık %1-4 arasındadır. İlerlemiş gırtlak kanserlerinde uzak dokulara yayılma ihtimali artar. En sık akciğerlere yayılır.

Sonuç olarak ses kısıklığının tedavisi nedene yöneliktir. Ses kısıklıklarının büyük bir çoğunluğu ses istirahati ve sesin kullanımının yeniden düzenlenmesi ile tedavi edilebilir. Ses kısıklığının 2-3 haftadan uzun sürmesi durumunda mutlak suretle bir KBB uzmanına baş vurulması gerekmektedir

İçerik gizlenmiştir.

İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.
Giriş Yap Kayıt Ol

 
Alıntı Yap
Alt 06 Mart 2026, 00:21   #50
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi: KraL
Standart Yanıt: Kulak Burun Boğaz Bilgiler

Meniere Hastalığı


Meniere Hastalığı Nedir: Meniere hastalığı iç kulakta bulunan ve dengeden sorumlu sıvılardaki basınç artışının neden olduğu ve en önemli bulgusunun ataklar halinde baş dönmesi olduğu bir hastalıktır. İç kulak sıvılarındaki bu basınç artışının sebebi genellikle belli değildir. Ancak sıvı üretimi, atılımdan fazla olursa ya da sıvıların boşaldığı kanallarda tıkanıklık olursa basınç artışı gelişebilir. Son zamanlarda belli allerjik reaksiyonlarında rol oynadığı düşünülmektedir. Meniere hastalığının sıklığı 100000’de 40-100 arasında değişir. Her yaşta görülebilmesine rağmen 40 yaş civarında başlaması daha sıktır. %20 civarında iki kulak birden hastalanır.

Ne Gibi Belirtiler Yapar: Meniere hastalığının başlıca belirtileri baş dönmesi, kulak uğultusu, işitme kaybı ve kulakta dolgunluk hissidir. Baş dönmesine bulantı ve kusma eklenebilir. Baş dönmesi ani başlangıçlı, 20 dakika ile 24 saat arasında sürebilen ve bulantı-kusma ile birliktedir. Ancak genellikle 2 saatin altında sürer. Baş dönmesi başlamadan önce bazen kulakta dolgunluk hissi oluşabilir. Gerginlik, stres ve aşırı tuz alımı baş dönmesi ataklarını başlatabilir. Baş dönmesi atakları arasında hasta tamamen normal ya da hafif dengesiz olabilir.

İşitme kaybı baş dönmesi olduğu dönemde olur ve alçak frekanslardadır (kalın seslerde). Hastalığın ilk yıllarında baş dönmesi atakları sonrasında işitme kaybı düzelir fakat ileri yıllarda atak sonrasında da işitme kaybı devam eder. Kulak çınlaması hastadan hastaya değişir ve aralıklı ya da sürekli olabilir. İşitme kaybı ve kulak çınlaması ile beraber kulakta bir dolgunluk ve basınç hissi olabilir. Baş dönmesinin olduğu dönemlerde istemsiz göz hareketleri (nistagmus) mevcut olabilir.

Muayenede Ne Görülür: Meniere hastalığı olan hastaların kulak muayenesi normal görülür. Eğer hasta baş dönmesi olmayan bir dönemde muayene ediliyorsa hiç bir bulgu saptanmayabilir. Baş dönmesi atakları sırasında ise hastada görülebilecek en önemli bulgu nistagmus adı verilen istemsiz göz hareketleridir. Ayrıca baş dönmesinin getirdiği ayakta durma ve yürüme zorluğu, bulantı-kusma saptanabilir.

Teşhis Nasıl Konur: Meniere Hastalığının kesin teşhisini koymak zordur. Teşhise götüren en önemli faktör hastanın anlattıklarıdır. Baş dönmesinin süresi, sıklığı, derecesi berberinde olan semptomlar hastalığın nedeni hakkında bilgi verirler. Muayene sonrasında yapılacak ilk tetkik odiometri adı verilen işitme testleridir. Bu testlerde işitme kaybının varlığı ve iç kulağın durumu hakkında bilgi edinilir. Kalın seslerdeki iç kulak tipi işitme kaybı Meniere Hastalığı olabileceğini akla getirir. Vestibüler sistem adı verilen denge sistemi ile ilgili yapılabilecek bazı testlerde vardır ancak bunlar Meniere Hastalığını diğerlerinden ayırmaya pek yardımcı olamazlar. Meniere hastalığını kuvvetle düşündürecek bir yöntem Gliserol testi’dir. Bu testte hastaya odiometri yapıldıktan sonra gliserol içirilir. Daha sonra yapılan odimetride işitme kaybında düzelme görülmesi Meniere Hastalığı lehinedir. Bilgisayarlı Tomografi veya Manyetik Resonans tetkikleri beyinde veya iç kulaktaki tümör ya da yer kaplayan lezyonları ayırt etmek için kullanılabilir.

Nasıl Tedavi Edilir: Meniere hastalığının tedavisi 3 bölümde incelenir.

-Baş dönmesi ataklarının tedavisi
-Baş dönmesinin önlenmesi
-Cerrahi tedavi

Baş dönmesi atağı sırasında görülen hastalar genellikle yatırılarak tedavi edilir. Stres önemli rol oynadığı için hastanın rahatlatılmasına çalışılır. Serum takılarak sıvı verilir. Serum içine veya ağızdan verilen baş dönmesi ilaçları genellikle şikayetleri azaltır ve hastayı rahatlatır.

Sık atak geçiren hastalarda bunları önlemek için bazı tedbirler alınabilir. Bunun için şunlar sayılabilir.
-Aşırı tuz, şeker, alkol ve kafein almamak
-Stresten uzak durmak
-İdrar söktürücü ilaçlar kullanmak
-Baş dönmesine karşı ilaçlar kullanmak (en sık kullanılanı Betaserc’tir).

Sık atak geçiren ve ilaç tedavisi ile sonuç alınamayan hastalarda cerrahi tedavi uygulanır. Cerrahi yöntemler şunlardır.
-İç kulaktaki sıvıların bulunduğu endolenfatik kese adı verilen bölümü başka boşluklara bağlayarak basıncı azaltmak. Bu yöntemde işitme korunmuş olur.
-Denge sinirinin kesilmesi: Vestibüler sinir adı verilen bu sinir kesilerek baş dönmesi duyusu yok edilmişl olur. İşitme fonksiyonu yine korunur.
-Labirentektomi: İç kulağın tamamen ortadan kaldırılmasıdır. İşitme fonksiyonu da kaybolur.

İçerik gizlenmiştir.

İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.
Giriş Yap Kayıt Ol

 
Alıntı Yap
Konuyu yanıtla

Yer İmleri

« - | - »

Konuyu Okuyanlar: 2 (0 üye ve 2 misafir)
 
Seçenekler
Stil



Şu Anki Saat: 23:52